Okul Öncesi Dönemde Yaratıcılık Nasıl Geliştirilir?

 

Tüm canlıları yeni bir yüzyılın başlangıcında hızlı gelişmeler ve yenilikler etkilemektedir. Ülkelerarası rekabet özellikle yeni, güçlü ve yaratıcı bir insan modelinin oluşturulması için söz konusudur.

Hızla teknoloji gelişirken ona ayak uyduracak olan insan aktif, kendini tanıyan, ileriyi görebilen ve kendini ifade edebilen, teknolojiyi ve çevre olanaklarını en iyi şekilde kullanabilen yaratıcı yapıya sahip özelliklerle yetiştirilmelidir.

Eğitim programları yaratıcı bireyleri yetiştirmede çok önemlidir. Doğal olarak teknoloji de olan değişimler beraberinde eğitim programlarındaki değişimi de getirmektedir. Okul öncesi dönemden çağdaş eğitim, başlayarak çocuğun düşüncelerini merak etme, buluş yeteneklerini geliştirme, gözlem amacını güder. Çocukta geleneksel eğitim sistemi ise yaratıcılığı körelterek aynen verilenlerin uygulanması, ezbercilik, deney yoksunluğu gibi öğretim yöntemleriyle gelişmeye açık olan yaratıcılığı engellemektedir.

Yapılan araştırmalarda bu konu ile ilgili en çok kabul edilen ve ağırlık verilen yaratıcılık kavramındaki süreç-ürün ve yaşantı öğeleridir.

Her bireyde yaratıcılık, var olan ve her insan yaşantısının bölümünde bulunabilen bir yeti, bilimsel çalışmalardan günlük yaşama kadar uzanan geniş bir alanı içine alan süreçler bütünü, bir tutum ve davranış biçimidir.

Bu tanımın dışında daha birçok tanımla karşılaşılabilir.

  • Yaratıclığı Torrance; boşlukları rahatsız edici ya da eksik öğeleri sezinleyip, bunlarla ilgili düşünme ve varsayımlar kurmak, bunları sınayıp sonuçları karşılaştırmak ve bu varsayımları değiştirerek yeniden sınamak olarak tanımlarken,
  • Bartlett; deneye açık olma, ana yoldan ayrılma ve kalıplardan kurtulma,
  • Wallach ve Kogan; Çok sayıda çağrışımı üretip bu konuda özgür olabilme fakat özden bunu yaparken ayrılmama ve sapmama,
  • Taylor; geçerli ve yeni fikirlerin yaratılmasıyla neticelenen fikirler süreci,
  • Guilford da esneklik, alışılmamış düşünce, orijinallik ve akıcılık olarak tanımlamıştır.

Neden yaratıcılık eğitimi gerekli?

  • Karşılarına çıkan fırsatlardan faydalanmalarını
  • Karşılaştıkları güçlüklerde yeni çözüm yolları bulmalarını
  • Her şeyi merak ederek soru sormaları ve tahminde bulunmalarını
  • Araştırma-deney yapma eğilimlerini arttırmalarını
  • Hayal güçlerini geliştirmelerini
  • Ortaya yeni ve değişik buluşlar koymalarını
  • İlgi ve dikkatlerini bir konu üzerinde uzun süre tutabilmelerini
  • Yanlış ve eksiklerini ayrıntılara dikkat ederek hissedebilmelerini
  • Yeni oyunlar keşfetmelerini
  • Farklı yollarla duygu ve düşüncelerini ifade edebilmelerini
  • Yeni yaşantılarını cesaretle denemeye katılmalarını sağlar.

Çocukta yaratıcılık gelişimi

Kişinin diğer gelişim alanlarından yaratıcılığın gelişimi oldukça farklıdır. Anne baba ve eğitimcilerin bu nedenle çocukların bireysel farklılıkları ve yaş düzeylerine göre gösterdikleri yaratıcı düşünme özelliklerini bilmeleri gerekir.

Hayatın ilk yıllarında yaratıcılık çocuğun oyununda özellikle annenin bebeği ile oynadığı oyunlar sırasında kendini gösterir. Ortaya yaratıcı düşüncenin çıkıp gelişmesinde en büyük rolü anne ya da yerini alan kişiyle bebeğin ilişkisi oynamaktadır.

Taklidin önemini yaratıcılığın gelişmesinde vurgulanmaktadır. Doğdukları andan itibaren çocuklar duydukları sesleri, gördükleri hareketleri ve sonrasında da bazı değerleri taklit eder. Zamanla çocuğun taklit repertuarı gelişir. Yetişkinlerin konuşma tarzlarını, davranışlarını, mimiklerini davranışlarında model almaya başlar. Ancak çocuğu burada istenmeyen modelin etkilerinden korumak gerekir. Çevresindeki kişileri çocuk taklit ettikten sonra kendi dünyasını zamanla oluşturmaya başlar ve hayal gücünü geliştirmeye, buna çevren gördüklerini de ekleyerek yaratıcılığını kullanmaya başlar. Kendini ifade etme yolları olan okul öncesi dönemde yaratıcı hareketler, resim yapma, hikaye anlatma dramatizasyon sırasında yaratıcılığının en yüksek aşamasına çıkar.

Duyu sistemlerini kullanarak yeni doğan bebek çevreyi tanıma, dış dünyaya uyum sağlamaya çalışmaktadır. Nesneleri önce ağzına alarak bu yolla onları ayırt etmeye çalışır. El ve kasları geliştikçe de dokunma duyusunu kullanarak çevreyi araştırır. Bu nedenle; duyuların uyarılması ve duyuların tümünün bu nedenle yaratıcılığın gelişmesinde önemli rolü olan duyuların bebeklikten itibaren uyarılması, ortam düzenlemesini gerektirir.

Çocukların yaratıcılık gelişimleri üzerinde Ligon (1957) durmuş ve yaşlara göre yaratıcılık gelişimini incelemiştir.

Doğumdan iki yaşına kadar: Çocuğun hayal gücü Ligon’a göre ilk yulda gelişmeye başlar. Bu dönemde çocuk nesnelerin isimlerini sorar, yeni ses ve ritimler oluşturur, bir şey yarattığında onu bitirmeden önce isimlendirmez. Günlük rutin işleri iki yaşındayken önceden tahmin eder. Tatma, dokunma ve görme yolu ile her şeyi denemek için heveslidir. Oldukça meraklıdır. Ancak kendine özgü yollarla merakını ifade eder. Yaratıcılığın gelişimi bu dönemde birçok yollarla uyarılabilir. Büyük bloklar, dolgu oyuncaklar ve basit oyunlarla hayal gücü harekete geçirilebilir. Anne babalara bu dönemde çocukları ile basit sözel oyunlar oynamaları ve kendi yarattıkları şeylere çocukların verdikleri isimleri soru sormadan kabul etmeleri önerilir. Yine kelimeler bu dönemde anlam kazanır, kelime öğretmeye çalışmaktan çok çocuklara kelimelerle ilgili şarkılar söylenebilir.

İkiden dört yaşa kadar: Çocuk bu dönemde dünyayı, yaşantıları ve yaşantılarının hayali ve sözel oyunlarla tekrarı sayesinde öğrenir. Kısa süreli dikkat verebilir ve yaptığı etkinlikleri yönlendirilmediği takdirde sık sık değiştirebilir. Bağımsızlık duygusu yavaş yavaş gelişmeye başlar ve kendisi her şeyi yapmak ister. Kendi yeteneklerine güvenmesini bu durum sağlar. Hala çevreye olan merakı devam etmektedir. Kendine özgü yollarla çevreyi keşfederken, yetişkinleri bunaltan soruları da sormaktan geri kalmazlar. Yaşadığı dünyayı keşfetmesinin yanı sıra onunla uyum sağlamayı da öğrenir.

Çocuklarla yapılmış oyuncaklardan çok bu dönemde hayal gücünü harekete geçirebilecek, değişik şekiller yapabilecek blog ya da tuz seramiği verilebilir. Yine çocuklarıyla ebeveynler içinde yaşadıkları dünyayı birlikte keşfetmelidir. Kendi başlarına yapmaları için onları cesaretlendirmelidir.

Dörtten altı yaşa kadar: Çocuk bu dönemde ilk defa plan yapma becerisini öğrenir. Önceden bildiği işleri ve oyunları yapmaktan çok hoşlanır. Doğruyu ve yanlışı merakı sayesinde öğrenir, ilişkilerin nedenlerini anlamasa da olaylar arasında bağlantı kurar, birçok rolleri hayali oyunda dener. Diğer insanların duygu ve düşüncelerinin bu yaşlarda farkında olur ve başkalarını kendi davranışlarının nasıl etkileyeceğini düşünmeye başlar. Sözcük oyunlarıyla bu dönemde yeni deneyimler, yaratıcı sanatlar aracılığıyla kendine güven gelişebilir. Yetişkin standartlarıyla çocukların yarattıkları ürünler karıştırılmamalıdır. Anne baba ve öğretmenler bu dönemde çocukların fikirlerine göre yararlanılmalı ve değerlendirilmelidir.

Benzer Konular

Author: Sevtap Kılınç

Sosyal Medyada Paylaş:

Yorum Yapmak İster Misiniz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.