Niçin Anne ve Babalar Şiddet Uygular?

 

Aileye her çocuk ilk geldiğinde neşe ve mutluluk kaynağıdır. Fakat çocuk büyüdükçe ve zaman geçtikçe sorunlar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. Zamanla bu sorunlar o kadar büyür ki, sorunun çözümünü anne ve babalar şiddet uygulamakta görebilir. Şiddetin kaynağı acaba bu çocuklar mı yoksa anne babalar mıdır?

Her evin içinde neşe kaynağı olan çocuklar, bir dönem sonra artık neden taşınamayacak bir yük haline gelmektedir acaba? Hatta bir dönem sonra niçin artık problemler çözülemeyecek bir hale gelip hem annenin hem de babanın yaşama sevincini köreltir? Doğdukları günlerde ‘canım, cicim…. Bir tanem’ diyerek doğdukları günlerde sevilen çocuklar, anne babaların bir dönem sonra yaka silktiği, öfkeli kişiler olabiliyor.

Sorun acaba çocuklarda mı, yoksa taşımakta zorluk çeken anne babaların kendisinde mi? Şöyle hafifçe perdeyi aralasak, problemlerin acaba ana kaynağı çocuklar mıdır, yoksa ‘çoğu defa’ anne babalar asıl bu işin sorumlusudur diyebilir miyiz?

Böylesi bir soruyu biliyoruz ki hiçbir anne baba üzerine alınmadan ‘ama bizim oğlan başka’ diyerek omuz silkecektir. Her çocuğun başka olduğu doğrudur. Ancak unutulmamalı ki çocukların hiçbiri dünyaya geldiğinde ‘davranış bozukluğu’ ile gelmez. Belki evet, çocuk fiziksel engelli doğabilir, belki çocukların bazıları dünyaya engelli de gelebilir. Etrafınızda ‘Down Sendromu’ bulunan çocukları ya da spastik engellileri görüyorsunuzdur. Anne babaların tümü kabul etmelidir ki belki çocuklar fiziksel ve zihinsel engelli olarak dünyaya gelebilir fakat davranış bozukluğu ile hiçbir çocuk doğmaz. Çünkü davranışlar doğuştan değil sonradan edinilen bir özelliktir. Davranışlar bir başka ifade ile ‘öğrenilerek’ kazanılan özelliklerdir. Davranışlarından ötürü yaka silkinen ve ‘ömrümü yiyip bitirdi’ denilen çocukların, birilerinden bu davranışları öğrenerek bu hale geldikleri unutulmamalıdır.

Ben böyle terbiye etmemiştim!

Evet, geriye dönüp bakıldığında çocuk terbiyesinde, anne babalar kendi vicdan muhasebesini yaparken ‘evet, ufak tefek hatalar yapmış olsam da ben çocuğumu bu şekilde yetiştirmedim ki’ diye kendilerini temize çıkartmaya çalışsalar da birçok uzman için bu bahane çok da geçerli bir bahane olarak kabul edilmez.

Niye kabul edilsin ki; zaten kendi çocuğunu yetiştirirken hiçbir anne baba ‘ vatan haini olsun… baş belası olsun…. Eşine evlendiğinde kan kustursun’ diye yetiştirmez ki…

Hiçbir anne baba madem ki çocuğunu bir ‘bela’ olarak görmek istemez, o halde nerede hangi yanlışlar yapılıyor da bir süre sonra koklanmaya doyulamayan çocuklar hiç beklemediğimiz davranışla ya da kılık-kıyafetle karşımızda boy gösteriyor?

Ben nerede yanlış yapıyorum?

Hem dünya hem de ahiret hayatını çocuğunun kaybetmemesi için çırpınan bir anne baba kendisine bu soruyu mutlaka sormalıdır. ‘ben nerede yanlış yapıyorum’ kendisine bu sorunun cevabını korkmadan ve samimice vermelidir.

Hep hatayı karşıda aramak en ucuz yöntem olduğundan ‘ben nerede yanlış yapıyorum’ sorusuna da yanıt vermek o kadar kolay olmayacaktır. Bu sorunun cevabını isterseniz birbirimize daha kolay bulabilmek için yol gösterelim.

İhmal edilen çocuk sendromu

‘Günümüz çocuklarının en büyük sorunu nedir? Diye sorulsa ve çocuklar da bu soruya cevap verecek olsa öyle ki çocukların büyük çoğunluğu ağızbirliği etmişçesine ‘anne babaların ihmallerine uğradıklarını’ belirtecekler.

Bir meydanda anne babaların tümünü toplasak ve ‘sizin hakkınızda çocuklarınız şikayette bulunuyor, çocuklarınız onları ihmal ettiğiniz için bugün bu haldeler. Ne dersiniz? Diye sorsak, meydanda toplanan anne babaların birçoğu bu suçlamayı kabul etmeyip ‘çocuklarım için ben hayatımı feda etmişken bir de bunu mu duyacaktım! Diye sitem edeceklerdir.

Herkesin mademki kendine göre söyleyecek bir sözü vardır, işin aslı o halde nerede yatmaktadır?

İlgi gösteren anne baba ister çocuklar

Her anne baba için belki en kolay yapılacak şey, kendilerini çocukları için feda etmektir. Çocuklar için ev almak, çocuklar için çalışmak, çocuklar için düşünmek, onlar için oturmak, onlar için kalkmak, çocuklar için ağlamak, çocuklar için gülmek…

Ancak bunların ötesinde ihtiyaçları vardır bir çocuğun… anne babasından çocuklar ilgi ister, yanlarında olmasını bekler.

Her bir anne baba belki denilebilir ki çocuğunun yanındadır. Evet doğru. Ancak burada kastettiğimiz şey, çocuğun yanında fiziki olarak olmak değil, ruhen ve duygularla da çocuğun yanında bulunmaktır.

Sorunun düğümlendiği nokta işte burasıdır.

Çocuğunun yanında bulunduğu her anı anne baba, çocuğun yanında bulunuyor olarak düşünse de böylesi bir birliktelik değildir. Kendisi ile ilgilenmesini çocuk, kendisine yanıt verilmesini, bıkılmadan, usanılmadan kendisinden konuşulmasını ister. ama annenin ya da babanın çoğu defa bu ilgi ihtiyacına karşılık verecek enerjisi ve vakti yok gibidir.

Mesela, okulda arkadaşları ile akşama birlikte olan çocuk eve geldiğinde biraz olsun annesinden ilgi bekler; ancak anne, televizyon dizileri ya da ev işleri ile meşguldür… Anneye çocuğun ilgi beklentisi ile her yanaşmasında alacağı cevap ‘şu an işim var, odana geç oyna, beni rahatsız etme’dir.

İşte bir yandan çocuğun ilgi beklentisi, diğer yandan bu beklentilere anne babanın karşılık vermiyor oluşu, anne baba ile çocuk arasında ‘beklenti çatışmasını’ doğdurur.

Şiddete, her bir beklenti çatışması da kapı aralar.

Çocuğun beklentilerine anne baba cevap vermekte neden zorlanır?

Çocuğuna bir annenin ilgi göstermemesinin ve çocuğuna karşı şiddet uygulamasının nedenlerini aşağıdaki sorularda aramak gerektiğini belirtebiliriz.

  • Anne babanın yaşama sevinci var mı?
  • Annelik statüsü anneye verilmiş mi?
  • Çocuğunu, anne dilediği gibi terbiye etme özgürlüğüne sahip mi?
  • İlk dört yaşına kadar anne, annesinden uzun süreli ayrı kalmış mı?
  • Anne inançlı mı?
  • Şiddetin hakim olduğu bir ailede mi anne yetişti?
  • Geçmişte anne herhangi bir tacize uğramış ya da tecavüz yaşamış mı?
  • Ailesinden yeterince anne destek alıyor mu?
  • Anne çocuk sahibi olmayı isteyerek mi seçti?
  • Çocuğu anne benimsemiş mi?
  • Eşi tarafından, anne benimsenmiş mi, seviliyor mu?
  • Annede sanal bağımlılık var mı?
  • Sigara, alkol ya da uyuşturucudan herhangi birini anne kullanıyor mu?
  • Yeterince annenin sosyal yaşantısı var mı?
  • Kişisel karakter olarak anne hırslı ve öfkeli mi?
  • Çocuk terbiyesinde anne bilinçli mi?
  • Kendi merkezciliğinden anne çıkabilmiş mi?
  • Annede empati yeteneği var mı?
  • Yeterince anne uykusunu alabiliyor mu?
  • Annede yemek düzeni var mı?
  • Anne gün planlaması yapıyor mu?
  • Hala annenin enerjisi var mı?
  • Yeterince anne hareket ediyor mu?
  • Annenin fiziksel bir rahatsızlığı var mı?
  • Ekonomik olarak anne rahat mı?

Annenin çocuğuna ilgi göstermesinin önüne yukarıdaki sorulara verilecek her bir olumsuz yanıt bir bariyerdir. Ayrıca her bir bu sorulara verilecek olumsuz yanıt, o evin içindeki çocukların şiddet görme eğiliminin de yükselmesi anlamına gelmektedir.

Benzer Konular

Author: Sevtap Kılınç

Sosyal Medyada Paylaş:

Yorum Yapmak İster Misiniz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.