Ders Çalışırken Yapılan Hatalar ve Verimliliği Arttırmak İçin Yöntemler

 

Ders başında çocuğunuz saatler geçiriyor, başarısız sonuçları sonra da alıyorsa sık rastlanan bu hatalardan bazılarını yapıyor olabilir.

Kalabalık içinde TV açık oluyor mu, yatak koltuk gibi yerlerde çalışıyor mu, çalışma mekanı değişkenlik gösteriyor mu? Oturduğu yer dağınık bir yer mi yoksa afiş gibi uyaranlar var mı? Aç, yorgun ya da aşırı mı tok? Hayal kuruyor ve dalıyor olabilir. Niye öğrendiğini bilmiyor olabilir, kendi kendini motive etmeyi bilmiyordur. Ezberleme eğilimi fazladır, anlamadan ezberler. Zamanı da kullanmayı bilmiyor olabilir. Kendini olumsuz düşüncelere kaptırabilir.

Aşağıdaki maddeleri ders çalışma süresinden verim almak için dikkatle okumanızı ve çalışma düzenine çocuğunuzla birlikte araştırarak katmayı olası kılmanızı öneririz. Hiçbir yere gitmeden, hiçbir ücret ödemeden ulaşabileceğiniz çok değerli kaynakları internet sunuyor, kullanmalısınız.

Birkaç tane hemen uygulayabileceğiniz somut öneri;

Çocuğunuzda başarı sorumluluğunun olduğunu bilin ve hissetmesini sağlayın.

Gün içerisinde çocuğunuzu hangi saatlerde, hangi dersleri, hangi kaynaklardan ve nerede çalışacağına önceden karar vermesi ve ertelemeden bu planı yapması için yönlendirin. Dinç kafa ile çalışmaya zorlandığı konudan başlamalı, gerektiğinde parçalara bölerek haftaya konuyu öğrenme işlemini yayabilirsiniz.

Aynı yerde devamlı çalışsın, başka aktiviteleri orada fazla yapmasın.

Hayal kurma ders çalışırken olursa ve önüne geçilemezse masadan kalkarak hayalini bitirip geri gelsin.

Ders sonrasına keyif veren şeyleri bırakın.

Daha az çalışarak daha başarılı olacağını tekrarı bu nedenle yapması gerektiğini anlatın.

Tekrar yöntemi gibi yöntemler kullanılmadıkça %100 olarak öğrenilen bilginin ilk 20 dakikada %50’si unutuluyor, 1 saat içinde %70’i, 1 gün içinde de %80’i unutuluyor. Derse bu nedenle hazırlıklı giderek, not alarak, soru sorarak, derse katılarak, öğrenmeden sonraki ilk saatlerde ve sonrasında öğrenme tekrar edilerek sağlanabilir.

Zihnini 30-40 dakika ders çalışıp 10 dakika mola vererek dinlendirsin.

Yorgunluk ve sıkılmanın önüne sayısal ve sözlü çeşitlendirerek çalışmak geçer ve verimi arttırır.

Birlikte, niçin öğrendiği konusunu sorgulayın, geleceği ile ilgili bugünkü çalışmasının bağlantısını kurarak, kendini tanıma ve amacını belirleme yolunda bir adım atmasına yardımcı olun.

Çocuğunuza ayrıca öğrenmeye çalıştığı konuyu grafik, şekil ya da resim gibi görsel sembollerle nasıl birleştirebileceğinizi gösterebilirsiniz. Yaratıcı ve mantıksal fonksiyonların renkli kalemler birbirini desteklemesini sağlar. anlamlı gruplara konuyu ayırabilir, görsel olarak bu gruplar arasındaki ilişkileri ortaya koyabilirsiniz.

Örnek olarak konuyla ilgili bir şey bulmak gerekirse, olay ve nesnelerin farklı boyutları arasında akılda kalacak ve çarpıcı ilişkiler kurmak işe yarayacaktır. ‘Hasan İki Salak Osman Dört’ ün Sülfürik asit olduğu gibi. Bir diğer örnek de İstanbul’un 1453 Fatih Sultan Mehmet’in fethini hatırlamak için de arkadaşım Fatih ile tanıştığımda 14 yaşındaydım, 53 tane portakal ağaçları var gibi kişiye özel kodlama yapılabilir.

Kişisel öğrenme biçimi

Algılama öğrenmede ilk aşamadır. Öğrenme etkinliğine, bir bilgiyi öğrenirken beş duyumuz ne kadar aktif bir şekilde katılırsa, o kadar öğrenme de kalıcı ve etkili olur. Görsel, işitsel ve kinestetik duyularımızı hepimiz kullanarak algılıyoruz ve kendimizi ifade ediyoruz. Çeşitli derecelerde bu duyular ön plana çıkabiliyor. Mesela görsel duyusu baskın kişiler hızlı düşünür, yüksek tonda ve çabuk konuşur. Genelleme yaparlar. Birkaç işi aynı anda yapabilirler. Görerek öğrenerek karar verirler. Görüntüler ve renklere konuşmalarda önem verirler. Resim, çizim, görsel sanatlar, matematik ve fiziğe ilgi duyarlar. Görsel malzemeleri öğretmenin kullanması bu öğrencilerin işini kolaylaştıracaktır.

Mantıksal akışa, işitsel duyusu baskın kişiler önem verirler. Sırasıyla konuları geçerler, bir işi bitirmeden diğerine başlamazlar. Sözlerine önem vererek kendi iç seslerini dinlerler.

Konuşmaları ritimli ve melodik olur, seslerle anımsarlar. Yazma, dil, tiyatro, müzik, konuşma ve eğitim ilgi alanları arasında yer alır. Durdukları halde sallanabilirler. Siz de bu kişilerdenseniz öğrenmenizi kolaylaştıran bazı teknikler bulunur: Öğretmen konuşurken iyice dinleyin, kendi kendinize yüksek sesle yeni bilgiler öğrenirken konuşun, bu durum mümkün değilse ses çıkarmadan dudaklarınızı oynatın, öğrendiklerinizle alakalı hikayeler kurun ve aile üyelerine bunları anlatın, konuyla ilgili kafiyeli dizeler ve şarkılar yazıp söyleyin.

Zamana, dokunma duyusu (kinestetik) baskın kişiler ise ihtiyaç duyar. Ağır ağır konuşurlar. Yapacakları eylemleri bilmek isterler. Yaparak öğrenebilirler. Alacakları ürünü kullanmak o ürüne dokunmak isterler. Anımsamaları hislerledir ve alçak tonda ağır bir şekilde konuşurlar, duygusal kelimeleri seçerler. El sanatları, spor, dans gibi ilgi alanları bulunur. Rahat ve gevşek duruşları vardır. ‘Söylediğimi unuturum, gösterdiğini hatırlarım, yaptığımı öğrenirim’ Çin atasözünde kinestetik duygusu öğrencinin en güçlü duyusu, ikinci görsel ve en zayıf olanı da işitsel duyudur. Hangisi baskın duyu olursa olsun kişinin katılımı arttıkça ilgi, bağlantı kurma ve hafızaya alma da artar.

Doğrularımızı yanlışlarımız götürmesin!

Birçok faktör okul başarısını belirliyor. Okul ve öğretmen özellikleri ile ilgili olanlar bunların bir kısmıdır. Ev ve aile ortamı, aile tutumları ile ilgili kısmı da çok büyük kısmını oluşturur. Çocuklarımız dünyaya belli bir genetik potansiyel ile geliyorlar. Ancak hayattaki bunların oluşumları üzerinde, ebeveynleri olarak katkımız oldukça büyüktür. Ders çalışmıyor diye çocuğumuza kızmayalım; onun öğrenmekten keyif alacağı, fiziksel ve duygusal koşulları anlamak ve hayata geçirmek için enerjimizi kullanalım.

Sorumluluğunu bilen, kendine güvenen çocuklar için onlara nasıl yaklaşmamız gerektiğini öğrenelim.

Sorumluluk veriyor muyuz? Başıboş bırakarak, nutuk çekerek ona sorumluluğu öğretemeyiz. Biraz bir anne baba olarak gerisinde durarak bir şeylerin olmasına izin verme yürekliliğini göstermemiz gerekir. olumsuz sonuçlarına katlandıkça, sorumluluk aldıkça ve olumlu olan sonuçları ödüllendirdikçe çocuğumuz sorumlulukları öğrenecektir. Zaman ve etkinliklerini planlama, ev işlerine yardım etme, ne yiyeceği ve ne giyeceği gibi onu ilgilendiren konularda yaşına uygun olarak seçimler yapmasına destek vermeliyiz.

Sözel ya da fiziksel şiddet var mı? Azarlama, bağırma, beddua etme, hakaret etme, vurma gibi davranışlarda çocuğa bulunmak, çocuk istismarı olarak kabul edilir. Davranışları şiddet uygulanarak sınırlanan bir çocuğun giderek duyarsızlaşmaya başladığı görülür. Aynı otoriteyi üzerinde sağlamak için giderek daha fazla şiddete ihtiyaç duyar. Çocuğunuzun üzerindeki etkilerini uzun dönemde bilseniz kendinizi hakikaten çok iyi kontrol edersiniz:Bunlar; uyku bozuklukları, gelişimsel bozukluklar, alkol ya da ilaç bağımlılığı, yeme bozuklukları, anksiyete, panik bozukluğu, depresyon, suç işleme ve şiddet davranışında artış, intihara eğilim, kendine zarar verme, aynı yöntemleri kendi çocuklarına da uygulama gibi sayılabilir.

İyi bir model miyiz? Eleştirel açıdan çocuğumuzun davranış ve seçimlerine yaklaşırken kendi davranışlarımızın farkında olmalıyız. Ondan yapmasını istediğimiz şeyi, diyelim ki biz küfretmeyi yapıyorsak ve bunu da normal karşılıyorsak bu çifte standarda girer. ‘Hadi bu kötü alışkanlıktan birlikte vazgeçelim, gel’ diyerek yaklaşım içinde olursanız sonuçlar daha olumlu olacaktır. Yeni koşullara adapte olmaya, öğrenmeye ve çevremizle iyi ilişkiler içinde olmaya açık olalım ki çocuklarımız da olsun.

 

Benzer Konular

Author: Sevtap Kılınç

Sosyal Medyada Paylaş:

Yorum Yapmak İster Misiniz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.