Çocuklara Neden, Niçin ve Nasıl Sınır Konulmalı?

Çocuğun alanını yani neleri yapıp, neleri yapamayacağını belirleyen, çocuğun aynı zamanda sağlıklı gelişimi için gerekli olan çerçeveyi çizmektir. Katı sınırlar koymak, çocuğu baskılamak, her yönden kontrol altına almak demek sınır koymak demektir.

Neden çocuklar sınıra ihtiyaç duyar?

Belli kurallar çerçevesinde yaşamaya çocukların tümü ihtiyaç duyar. Sınırsız olarak özgür olmak isteseler de sanılanın aksine çocuklar sorumluluk ve kontrolün ebeveynlerinde olduğunu bilmek isterler. Bilinmezliği ortadan kuralların ve sınırların olması kaldırır ve çocuğun rahatlamasını sağlar. Çocuklar böylece dünyayı korkmadan keşfedebilirler.

Çocuklar için sınır koymak, bir tercih değil gerekliliktir.

Sınır koymanın faydaları;

  • Yol gösterici özelliğe sahiptir.
  • Hareket alanını belirler.
  • Onaylanan davranışların öğretilmesini sağlar.
  • Sorumluluk kazandırır.
  • Güvenli hissettirir.
  • Sosyal hayata olan uyumu arttırır.
  • Ebeveyn ve çocuk arasındaki çatışmanın azalmasını sağlar.
  • Karşılık saygı oluşturur.

Çocuğunuzun nasıl biri olarak yetişmesini istiyorsunuz?

Sınır konulmayan çocuklar;

Sorumluluklar içinde özgürlüklerini yaşamayı öğrenemezler. Engellerle okulda karşılaştıklarında ne yapacaklarını bilemezler. Ruhsal olarak, sağlıklı baş etme yöntemlerini geliştiremedikleri için daha dayanıksız olurlar. Önceliği her zaman her yerde kendilerinde görürler. Kontrol ve güçlerini abartırlar. Farklı ortamlara uyum sağlamakta sınır konulmayan çocuklar zorlanırlar. Çatışmalar, reddedilmeleri ve olumsuz tepkilerle onaylanan davranışları öğrenemedikleri için karşı karşıya kalabilirler. Davranışlarının sonuçlarını üstlenmeyi istemezler. Başkalarının da olan sınırlarını farkında olmaz ve manipülatif bir yetişkine dönüşebilirler.

Anne babaları sınır koymak neden zorlar?

  • Çocuğun kişiliğini zedeleyeceğini ve özgüvenini etkilediğini düşünürler.
  • Duygusal olarak sınır koymayı hasar verici bulurlar.
  • Çocukken ebeveynlerin yaşadıklarına benzer deneyimleri kendi çocuklarına yaşatmak istemezler.
  • Çocukla anne baba yeterli zaman geçiremediği için olan kısıtlı sürede sınır koymak istemezler.
  • Çocuğun ağlama krizlerine, olumsuz tepkilerine ya da bu durumla nasıl baş edeceklerini bilmemeleri nedeni ile sınır koymakta zorlanır ve endişe eder. Oysa çocuğa ‘hayır diyememek’ ‘sınır koymamak’ endişe edilmesi gereken durumlardır.

Sınır koyarken dikkat edilmesi gerekenler;

  • Her evin mutlaka kuralları olmalıdır. Hiçbir yerde ev kuralları kabul edilmeyen davranışları, çocuğun çevresine ve kendisine zarar vermemesini gerektiren kuralları içermelidir.
  • Çocuğun yaş ve gelişim dönemine beklentiler ve kurallar uygun olmalıdır. Mesela, çocuklar 3 yaşından önce ben merkezcidir ve her şeyin tek sahibi olma arzusu içindedir. Bu durum göz önüne alındığında, bir çocuğun 3 yaşından önce oyuncaklarını arkadaşlarıyla paylaşması beklenmemelidir.
  • Kararlı ve tutarlı bir şekilde sınır konulmalıdır. Birbirini sözlerle davranışların desteklemesi ve her zaman bir tutuma aynı tutumu takınmak gerekir.
  • Kurallar önceden belirlenip ihlal edildiğinde ne yapılacağı net olunmalı ve kesinlikle uygulanmalıdır. Bir daha ki sefere, hiçbir şey yapılmaması çok daha zor bir durumla karşılaşmasına neden olabilir.
  • Duygulara değil sınır, baş etme yöntemlerine koyulmalıdır. ‘Kızsan da arkadaşına vuramazsın.’
  • Anne ve baba kuralları birlikte koymalı ve birlikte uygulanmasından sorumlu olmalıdırlar. Kötü polisi ebeveynlerden biri yapılmamalıdır. Anne de baba da çocuk-ebeveyn ilişkisinde sınır koyarken diğer ebeveyne ihtiyaç duymamalıdır. ‘Sen, akşam baban gelsin de görürsün!’
  • Kabul edilemez çocuğun yaptığı davranışın yerine, kabul edilebilir davranışlar önerilmelidir. ‘Evde top oynamak yok ama bahçede oynayabilirsin.’
  • Çocuğa, herhangi bir engelle karşılaştığında farklı çözüm yolları düşündürülmelidir. Çocuk, iyi bir çözüm yolu bulduğunda takdir edilmelidir. ‘Seni arkadaşın oyuna almadığında, onu itmek yerine ne yapabilirdin?’
  • Cümle kurarken pozitif olmalarına dikkat edilmelidir. ‘Sus yerine sessizce beklemeni istiyorum.’ Demek
  • Çocuğun davranışı övülmelidir, kendisi değil. ‘Sen çok akıllı bir çocuksun’ denildiği zaman çocuk neden övgü aldığını anlayamaz. ‘hatırlatmadan dişlerini fırçaladığın için çok mutlu oldum’ onun yerine denilebilir.
  • Davranışları yanlış olduğunda görmezden gelinmemelidir. Kısa bir uyarı çocuğun yanına gidilerek yapılmalıdır. Hangi davranışının sonucu çocuk uyarıldığını bilmelidir. Tekrar bu davranışı yaparsa nasıl bir yaptırımı olacağı önceden belirtilmeli ve yaptırım uygulanmalıdır.
Benzer Konular

Author: admin

Sosyal Medyada Paylaş:

Yorum Yapmak İster Misiniz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.