Çocuk Eğitiminde Sınırların Belirlenmesi

 

Belki de dünyanın en ciddi ve önemli işi çocuk yetiştirmektir. İşin boyutları düşünüldüğünde ne kadar görkemli bir iş olduğu aslında anlaşılacaktır. Yeni bir canlının dünyaya gelmesiyle gerçekten yön vermek çok önemsenmesi gereken bir olgudur.

Neyi çocuğun yapıp yapamayacağı, her yaş dönemine göre değişir. Bu anne ve babalar için sürekli ilgi ve takip gerektiren bir süreçtir. Her şey ilk yedi yıl o kadar çabuk olup bitiverir ki ilk çocuklarda özellikle ne olup bittiğini ebeveynler anlamazlar. Anne babanın sezgileri ve sağduyusu bu süreçte onlara yardımcı olur. Ne zaman evet ne zaman hayır ya da bu keskinlikte olmayıp, nasıl süreci yönetecekleri konusunda çelişkiler yaşayabilir. Bazen ne yazık ki nu sınırlar dar ve katı tutulur, çocuğun gelişimi kısıtlanır. Geleneksel aile yapısında daha çok gördüğümüz bu davranış modelinde, kendileri çocukluklarında engellenmiş anne babalar öğrendikleri gibi kendi çocuklarını da engelleme yoluna gider. Çocukları da kendilerine tanınmamış hak ve özgürlüklere sahip olmamalıdır. Çünkü onların bildiği doğrudur. Bu katı tutum karşısında çocuk kayıtsız şartsız büyüklerin isteklerini kabul etmelidir.

Çocuk böyle bir ortamda büyüdüğünde, ailesinden bağımsız bir şekilde yaşamaya başladığında çağdaş dünyanın beklentileriyle baş etmekte zorlanacaktır. Onda herhangi bir girişimi derin suçluluk duygularına yol açacağı için ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacaktır. Seçim yapma ve karar verme güçlükleri yaşayacaktır.

Çocuğun gereksinimleri olan sınırları bazı aileler ise gereğinden fazla gevşek bırakır. Henüz ebeveyn olmayı bu anne babaların bir bölümü öğrenememiştir. Son yıllarda özellikle Z kuşağı dediğimiz 2000 yılından sonra doğan, çocuklara uygulanan eğitim biçimidir. Ebeveynlerin burada çocuğu eğer sınırsız serbest bırakırlarsa doğal gelişimlerinin ve yaratıcılıklarının çok artacağı yönündeki yanlış inanışı önemli rol oynamaktadır.

Zaman zaman çocuk eğitimindeki yayınların çeşitliliği ve içerisindeki bir takım farklılıkların olması kafa karıştırıcı olabiliyor. Anne babalar bu nedenle çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda kararsızlıklar yaşamaktadır. Çocuğa bu yayınlar hiç ceza verilmemesi ya da engellenmemesi biçiminde yanlış yorumlara neden olmuştur.

Aile içinde öncelikle anne, baba ve çocuk rollerinin benimsenmesi be net olması gerekmektedir. Bunun anlamı nedir? Neyin nasıl olması gerektiğine günlük yaşam akışı içinde çocuk karar veriyor ve buna göre tüm koşullar ayarlanıyorsa, roller burada karışmış, çocuğa rehber ve model olması gereken aile işlevsiz kalmış demektir. Aşırı katı bir disiplini çocuğa uygulamak ne kadar sorunlara neden olan ve uyum güçlüğü doğuran bir davranış biçimi ise aşırı esnek olup serbest bırakmak da sorunlara o kadar neden olabilir. Kendine çocuğun olan güveni, ana babasına olan güveninden kaynaklanır ve beslenir. Anne babasını çocuk sürekli güçlü olup olmadıkları konusunda dener. Anne babanın sergilediği tutarlı ve kararlı davranışları, onları çocuğun bir bütün olarak görme gereksinimi de karşılar.

Çocuğun düşünme ve karar verme yeteneği aşırı katı bir eğitim anlayışında gelişemez. Neyi nereye kadar yapıp yapamayacağını gevşek bir eğitim modelinde de bilemez. Sonsuza kadar çocuklar ailenin içinde kalabilseler bu davranış biçimleri belki bir sorun teşkil etmez fakat toplumsal yaşamda etkileşim, beraberinde sorunları da getirmektedir.

Kendi içerisinde her aile yaşayan bir organizmadır ve kendine ait bir ruhu vardır. Sevgi ve içtenlik çocuk eğitiminde de aslolandır. Tutarlı bir şekilde anne babalar, kuralları bu içtenlikle çocuğa anlatmalı ve uygulanmalıdır.

 

 

 

 

Benzer Konular

Author: Sevtap Kılınç

Sosyal Medyada Paylaş:

Yorum Yapmak İster Misiniz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.